SON DUYURULAR
Beşeri Tıbbi Ürünlerin İsimlendirmesine Dair Kılavuz
01 Ağustos 2026
Sağlık Bakanlığı - TİTCK - Tüm Hekimlerin ve Doku ve Hücre Merkezlerinin Dikkatine
08 Mayıs 2026
Sağlık Bakanlığı - TİTCK - Konvansiyonel ürünlerin yarı mamul üretim tesisleri ile Homeopatik tıbbi ürünlerin homeopatik stok üretim yerlerinin GMP denetimleri
30 Nisan 2026
Sağlık Bakanlığı - TİTCK - Doku ve Hücre Merkezlerinin Dikkatine
15 Nisan 2026
Sağlık Bakanlığı - TİTCK - İnsan Kaynaklı Doku Ve Hücre Ürünlerine Tescil Belgesi Düzenlenmesine İlişkin Kılavuz Hakkında
28 Mart 2026
BİYOSEN’DEN TÜRKİYE’NİN BİYOTEKNOLOJİ HAMLESİNE STRATEJİK ÇAĞRI: ŞİMDİ İCRAAT VE ÜRETİM ZAMANI
BİYOSEN; kuruluşundan bugüne kamu, üniversite, özel sektör ve sivil toplum arasında kurduğu temaslar, imzaladığı iş birliği protokolleri, oluşturduğu ihtisas komiteleri ve geliştirdiği stratejik yol haritalarıyla Türkiye biyoteknoloji ekosisteminin ortak çalışma zemininin güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Yeni dönemin hedefi ise net: Görüşmeleri projeye, projeleri yatırıma, yatırımları üretime ve üretimi ihracata dönüştürmek.
BİYOSEN – Biyoteknoloji, Doku ve Kök Hücre Merkezleri İşverenleri Sendikası, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki bilimsel birikiminin sanayiye, üretime, istihdama ve yüksek katma değerli ihracata dönüşmesine katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü çalışmalarında yeni bir döneme giriyor.
BİYOSEN’in yaklaşımı yalnızca mevcut sektör sorunlarını gündeme taşımak değil; sağlık biyoteknolojilerinden tarıma, tanı teknolojilerinden endüstriyel biyoteknolojiye, doku ve hücre teknolojilerinden biyoinformatiğe kadar uzanan geniş ekosistemi kamu + üniversite + özel sektör + girişimcilik ekseninde ortak hedefler etrafında buluşturmak üzerine kuruluyor.
BİYOSEN NEDEN KURULDU?
Dünyada biyoteknoloji artık yalnızca bilimsel bir araştırma alanı değil; sağlık güvenliği, gıda arzı, tarım, savunma, enerji, çevre, yapay zekâ ve ekonomik bağımsızlıkla doğrudan ilişkili stratejik bir teknoloji alanı haline gelmektedir.
Türkiye’nin güçlü üniversiteleri, sağlık altyapısı, araştırmacıları, girişimcileri ve gelişen sanayi kapasitesi önemli bir potansiyel oluşturmaktadır.
Ancak BİYOSEN’e göre temel mesele, bu potansiyelin ortak hedeflere, sürdürülebilir iş birliklerine ve ticarileşebilir projelere dönüştürülmesidir.
Bu nedenle BİYOSEN;
“Konuşan değil üreten, takip eden değil teknoloji geliştiren, ithal eden değil ihraç eden bir Türkiye” hedefiyle çalışmalarını sürdürmektedir.
KISA SÜREDE GÜÇLÜ BİR İŞ BİRLİĞİ AĞI
BİYOSEN, kuruluşunun ardından biyoteknoloji ekosisteminin farklı aktörleriyle yoğun bir görüşme ve iş birliği süreci başlattı.
Sağlık Bakanlığı ve ilgili kamu kurumlarından düzenleyici otoritelere, üniversitelerden araştırma kuruluşlarına, yatırım ve kalkınma yapılarına kadar geniş bir paydaş ağıyla temaslar gerçekleştirildi.
Bu kapsamda BİYOSEN heyetleri tarafından;
TİTCK, TÜSEB, Devlet Malzeme Ofisi, USHAŞ, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı başta olmak üzere biyoteknoloji ekosistemi açısından stratejik öneme sahip kurumlarla görüşmeler gerçekleştirildi.
Bu ziyaretlerde yalnızca BİYOSEN’in tanıtılmasıyla yetinilmedi.
Türkiye biyoteknoloji ekosisteminin ihtiyaçları, mevzuat ve regülasyon, yerli üretim, kamu alımları, yatırım, sağlık turizmi, insan kaynağı, üniversite-sanayi iş birlikleri ve ticarileşme başlıklarında hazırlanan raporlar, çözüm önerileri ve stratejik yol haritaları muhatap kurumlara sunuldu.
ÜNİVERSİTELERLE “BİLGİDEN ÜRETİME” İŞ BİRLİĞİ
BİYOSEN’in öncelikli çalışma alanlarından biri üniversite-sanayi ilişkisinin güçlendirilmesi oldu.
Bu kapsamda Gebze Teknik Üniversitesi ile eğitim ve insan kaynağı geliştirme çalışmalarına yönelik iş birliği oluşturuldu.
Biyoteknoloji ekosisteminin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını desteklemek amacıyla uzaktan eğitim ve sertifikasyon programlarının hayata geçirilmesine yönelik çalışmalar başlatıldı.
BİYOSEN ayrıca Atlas Üniversitesi ile İş Birliği ve Güç Birliği Protokolü imzalayarak üniversite-sanayi-sendika birlikteliğinin daha kurumsal ve sürdürülebilir bir modele dönüştürülmesi yönünde önemli bir adım attı.
Atatürk Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliği ve güç birliği çalışmalarıyla da Anadolu’nun bilimsel kapasitesinin biyoteknoloji üretim ekosistemine daha güçlü şekilde dahil edilmesi hedeflendi.
BİYOSEN’in üniversitelerle oluşturmak istediği model nettir:
Akademik bilgi → Ar-Ge → Patent → Girişim → Yatırım → Üretim → İhracat
Üniversite iş birliklerinin yalnızca protokol metinlerinde kalmaması; öğrenciden akademisyene, laboratuvardan sanayiye kadar uzanan ölçülebilir projelere dönüşmesi temel hedef olarak belirlendi.
DENTAL BİYOTEKNOLOJİDEN SAĞLIK TURİZMİNE YENİ ÇALIŞMA ALANLARI
BİYOSEN ile Ankara Diş Hekimleri Odası arasında imzalanan İş Birliği ve Güç Birliği Protokolü ile dental biyoteknoloji alanında yeni bir çalışma zemini oluşturuldu.
Dental biyomalzemeler, rejeneratif ürünler, doku teknolojileri, eğitim, yerli üretim ve sektörel farkındalık konularının geliştirilmesi hedeflendi.
USHAŞ ile gerçekleştirilen görüşmelerde ise biyoteknoloji ile sağlık turizminin kesiştiği yeni alanlar ele alındı.
Türkiye’nin yalnızca sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda sağlık teknolojisi ve biyoteknolojik ürün geliştiren ve ihraç eden bir ülke olarak konumlandırılması gerektiği vurgulandı.
TÜSEB VE TİTCK İLE SEKTÖRÜN GELECEĞİ MASADA
BİYOSEN, Türkiye’nin biyoteknoloji ekosisteminin gelişmesinde kritik konuma sahip TÜSEB ile temaslarını da sürdürüyor.
Gerçekleştirilen görüşmelerde BİYOSEN’in ihtisas komiteleri, sektörün ihtiyaçları, araştırma ve geliştirme kapasitesi, ticarileşme ve üniversite-sanayi iş birlikleri ele alınarak çözüm önerileri paylaşıldı.
TİTCK nezdinde gerçekleştirilen temaslarda ise biyoteknoloji, doku ve hücre teknolojileri başta olmak üzere sektörün regülasyon süreçleri, üreticilerin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirildi.
BİYOSEN’in bu alandaki temel yaklaşımı;
hasta güvenliğinden ve bilimsel standartlardan taviz vermeden, yenilikçi teknolojilerin Türkiye’de geliştirilmesini ve üretilmesini kolaylaştıracak güçlü ve öngörülebilir bir regülasyon ekosisteminin desteklenmesidir.
BÖLGESEL KALKINMANIN YENİ ARACI: BİYOTEKNOLOJİ
BİYOSEN’in çalışma alanı yalnızca sağlık biyoteknolojileriyle sınırlı değildir.
Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi ile yapılan çalışmalar kapsamında biyoteknolojinin bölgesel kalkınmanın yeni araçlarından biri haline getirilmesine yönelik öneriler geliştirildi.
Tarımsal ve hayvansal yan ürünlerin yüksek katma değerli biyoteknolojik ürünlere dönüştürülmesi, bölgesel biyoteknoloji girişimlerinin desteklenmesi, üniversite-sanayi altyapısının kullanılması ve yerel kaynaklardan yüksek teknoloji üretiminin geliştirilmesi gündeme taşındı.
Hedef;
“Ham madde satan bölgeden, biyoteknolojik ürün üreten bölgeye” geçiştir.
BİYOSEN’İN 12 İHTİSAS KOMİTESİ: EKOSİSTEMİN TAMAMINI AYNI ÇATI ALTINDA BULUŞTURMAK
BİYOSEN, biyoteknolojiyi yalnızca sağlık alanından ibaret görmeyen bir yapılanma modeli oluşturdu.
Bu doğrultuda çalışmalar 12 ihtisas alanı altında yapılandırıldı:
- Sağlık Biyoteknolojileri
- Tanı ve Moleküler Teknolojiler
- Tarımsal ve Gıda Biyoteknolojileri
- Deniz ve Mavi Biyoteknoloji
- Endüstriyel ve Enerji Biyoteknolojileri
- Çevre ve Sürdürülebilirlik
- Hizmet, Altyapı ve Teknoloji Sağlayıcıları
- İlaç, Kozmetik ve Özel Ürünler
- Regülasyon, Teşvik ve Kamu İlişkileri
- Uluslararası İş Birlikleri ve Yatırım
- Eğitim ve İnsan Kaynağı
- Global Tanıtım ve İletişim
Bu yapı sayesinde sektörün sorunlarının genel başlıklarla değil, konunun uzmanları ve doğrudan sektör temsilcileriyle çözüm odaklı olarak ele alınması hedefleniyor.
GENÇ BİYOSEN: GELECEĞİN İNSAN KAYNAĞINI BUGÜNDEN HAZIRLAMAK
BİYOSEN’in stratejisinin önemli ayaklarından birini gençler oluşturuyor.
Üniversite tercih döneminde başlatılan farkındalık çalışmalarıyla gençlere yalnızca;
“Bu bölümü bitirdiğimde nerede işe girebilirim?”
sorusunu değil,
“Bu eğitimle hangi teknolojiyi geliştirebilirim?”
sorusunu da sormaları çağrısında bulunuldu.
BİYOSEN’in gençlik yaklaşımı;
iş arayan değil teknoloji üreten,
patent geliştiren,
girişim kuran,
şirketleşen,
ihracat yapan ve dünyayla rekabet eden bir gençliktir.
Gebze Teknik Üniversitesi iş birliğiyle planlanan uzaktan eğitim ve sertifikasyon çalışmalarının da sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.
ŞİMDİ İKİNCİ AŞAMA: PROTOKOLDEN PROJEYE, PROJEDEN ÜRETİME
BİYOSEN açısından gerçekleştirilen ziyaretlar ve imzalanan protokoller bir sonuç değil, başlangıçtır.
Yeni dönemde temel hedef, oluşturulan ilişkilerin somut ve ölçülebilir çıktılara dönüştürülmesidir.
Bu doğrultuda BİYOSEN’in öncelikleri arasında;
ortak Ar-Ge projelerinin oluşturulması,
üniversite-sanayi proje havuzlarının kurulması,
biyoteknoloji eğitim ve sertifikasyon programlarının yaygınlaştırılması,
yerli biyoteknolojik ürün geliştirme çalışmalarının desteklenmesi,
kamu–özel sektör iletişim mekanizmalarının güçlendirilmesi,
yatırımcı ile teknoloji geliştiricinin buluşturulması,
biyoteknoloji girişimlerinin ölçeklendirilmesi,
uluslararası iş birliklerinin artırılması,
Türkiye’nin biyoteknoloji ihracat kapasitesinin geliştirilmesi
ve gençlerin biyoteknoloji sektörüne kazandırılması bulunuyor.
2035 VİZYONU: TÜRKİYE BİYOTEKNOLOJİDE PAZAR DEĞİL, ÜRETİM ÜSSÜ OLMALI
BİYOSEN’in uzun vadeli vizyonu yalnızca sektörün mevcut sorunlarını çözmek değildir.
Hedef; Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada biyoteknolojik ürün, teknoloji ve bilgi üreten ülkeler arasında daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sağlamaktır.
Bu kapsamda BİYOSEN 2035 vizyonunda;
25 Milyar Dolar Biyoteknoloji İhracatı
100 Bin Nitelikli İstihdam
Güçlü Yerli Üretim
Küresel Biyoteknoloji Markaları
Üniversiteden Sanayiye Güçlü Teknoloji Transferi
Türkiye’den Dünyaya Patent ve Teknoloji
hedeflerini stratejik perspektifinin merkezine yerleştirmektedir.
BİYOSEN’DEN EKOSİSTEME ÇAĞRI
Türkiye’nin biyoteknoloji hamlesi tek bir kurumun, üniversitenin, şirketin veya araştırmacının tek başına gerçekleştirebileceği bir dönüşüm değildir.
Bu hamle;
devletin stratejik iradesi, üniversitenin bilgisi, özel sektörün üretim kabiliyeti, girişimcinin cesareti ve gençlerin enerjisinin aynı hedefte buluşmasıyla mümkün olacaktır.
BİYOSEN bu nedenle tüm biyoteknoloji şirketlerini, araştırmacıları, akademisyenleri, girişimcileri, teknoloji sağlayıcılarını, yatırımcıları ve sektör paydaşlarını ortak çalışma kültürüne davet ediyor.
Çünkü önümüzdeki dönemin sorusu;
“Türkiye biyoteknolojiyi kullanacak mı?” değildir.
Asıl soru;
“Türkiye biyoteknolojiyi ne ölçüde kendisi geliştirecek, üretecek ve dünyaya satacak?”
BİYOSEN’in cevabı nettir:
Türkiye yalnızca biyoteknoloji pazarı olmayacak.
Türkiye biyoteknoloji üretecek.
Türkiye teknoloji geliştirecek.
Türkiye markalaşacak.
Türkiye ihraç edecek.
Görüşmeden iş birliğine.
İş birliğinden projeye.
Projeden üretime.
Üretimden ihracata.
TÜRKİYE’NİN BİYOTEKNOLOJİ HAMLESİ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ.
Cesur AYHAN
BİYOSEN Genel Başkanı
BİYOSEN – Biyoteknoloji, Doku ve Kök Hücre Merkezleri İşverenleri Sendikası
Türkiye’nin Biyoteknoloji Hamlesi | Üreten Türkiye | Üreten Sağlık